Mimar Sinan

Mimar Sinan(1489- 1588), Türk sanatının en büyük ustalarından biri, mimarlık tarihimizin dahisidir. Kayseri yakınındaki Ağırnas köyünde doğdu, İstanbul'da öldü. Süleymaniye Camisinin arka tarafında kendisi için yaptırdığı pek sade, açık kemerli türbesinde gömülüdür. Sinan, Yavuz Sultan Selim'in padişahlığı yıllarında İstanbul'a gelip «Yeniçeri Ocağı» na girdi. 1514'te İran, 1517'de Mısır seferlerine, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman'ın ordularıyla birçok savaşa katıldı.

Bu savaşlarda, «ordu mimarı» olarak kendini gösterdi ve başarı sağladı. Boğdan seferinden dönüşte devletin baş mimarı Acem İsa'nın ölümünden kısa bir süre sonra, 1538'de bu görev Mimar Sinan'a verildi. 48 yaşında İmparatorluk Baş mimarı olan Sinan, bu tariften ölümüne kadar geçen 50 yılı aşkın uzun süre içinde dünya mimarlık tarihinin en güzel eserlerini verdi. Üzerinde çalıştığı belli başlı konular köprüler, su kemerleri, camiler, mescitler, türbeler ve hamamlardır.

Yaptığı eserlerle dünya ölçüsünde ün kazanan Mimar Sinan'ın böylesine büyük varlık göstermesi, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman gibi güçlü hükümdarların himayesi altında çalışmış olmasına bağlanabilir. Bu çağlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü ve en zengin zamanlarıydı. Türk el sanatları ve kültürü en İleri duruma ulaşmıştı. Çinicilik, taş oymacılığı Mimar Sinan'a büyük yardımcı oluyordu.

Bilinen eserleri yanında birçoğu da kaybolmuş, dağıldıkları imparatorluk topraklarında harap olarak durmaktadır. Sağlığında, yapılarına dair ağızdan yazdırdığı ve «Tezkeret-ül-Ebniye» (Yapılar Tezkeresi) diye anılan kısa biyografisinden anlaşıldığına göre, 73 cami, 49 mescit (küçük cami), 50 medrese (okul), 7 darülkura (kitaplık), 17 imaret (yoksullar için aşevi), 6 darüşşifa (hastane), 7 su kemeri, 7 köprü, 27 saray, 18 kervansaray, 5 yiyecek deposu, 31 hamam, 18 türbe ki toplam olarak 315 yapı yapmıştır.

mimar sinan

En büyük ve en değerli eserleri 1550-1557 yılları arasında yaptığı Süleymaniye Camisi ile 1574'te tamamladığı Edirne'de SİNAN PAŞA (1506- 1596), Ahmet ll ve Mehmet III'ün padişahlığı zamanında 5 defa sadrazamlıkta bulunan bir Osmanlı vekili Selimiye Camisidir. «Yemen Fatihi» ve çok yaşamış olmasından ötürü «Koca Sinan Paşa» diye de anılır. Saray okulu olan Enderun'da öğrenim gördü. Sancakbeyi iği, Erzurum ve Halep valilikleri yaptı.

1569'da Mısır valisi iken Yemen'i aldı, birçok ganimetle İstanbul'a dönünce kendisine vezirlik rütbesi verildi. 1574'te Akdeniz Kuvvetleri Komutanlığı'na, 1580'de de ilk defa Sadrazamlığa getirildi. Iran seferinde başarı gösteremeyince azledildi. 1589, 1592, 1593 ve son olarak 1596'da 4 defa daha Sadrazamlık yaptı. Mimar Sinan, Mimarbaşı olduğu sürece birbirinden çok değişik konularla uğraştı. Zaman zaman eskileri restore etti. Bu konudaki en kesif çabalarını Ayasofya için harcadı. 1573’te Ayasofya’nın kubbesini onararak çevresine, takviyeli duvarlar yaptı ve eserin bu günlere sağlam olarak gelmesini sağladı.

Eski eserlerle abidelerin yakınına yapılan ve onların görünümlerini bozan yapıların yıkılması da onun görevleri arasındaydı. Bu sebeplerle Zeyrek Camii ve İstanbul Hisarı civarına yapılan bazı ev ve dükkanların yıkımını sağladı. İstanbul caddelerinin genişliği, evlerin yapımı ve lağımların bağlanmasıyla uğraştı. Sokakların darlığı sebebiyle ortaya çıkan yangın tehlikesine dikkat çekip bu hususta ferman yayınlattı. Günümüzde bile bir problem olan İstanbul’un kaldırımlarıyla bizzat ilgilenmesi çok ilgi çekicidir. Bu konuya ne kadar önem verdiği, vakfiyesinde İstanbul’un kaldırımları için para bırakmasından anlaşılmaktadır.

Aynı anda birçok eseri plan haline getirip yapımlarını sürdüren Mimar Sinan, en geniş çaptaki yapım işlerinin en ufak detaylarıyla bile kendisi ilgilenirdi. Fakat bu işler altında ezilmezdi. Bütün bu başarılarıyla beraber, İslam ahlakıyla ahlaklanmış mütevazi bir insandı. Mühründe bulunan; "El-hakir-ül-fakir Mimar Sinan" yazısı, bunu en iyi şekilde isbat eder. Türk mimarisinin yetiştirdiği, İslam aleminin bu büyük mimar ve mühendisi doksan yaşın üzerinde, faal bir hayat sürdü. Sai Mustafa Çelebi’nin Tezkiret-ül-Ebniye’de belirttiği gibi; Mimar Sinan seksen dört cami, elli iki mescit, elli yedi medrese yedi darül-kurra, yirmi türbe, on yedi imaret, üç darüşşifa, beş su yolu, sekiz köprü, yirmi kervansaray, otuz altı saray, sekiz mahzen ve kırk sekiz de hamam olmak üzere üç yüz altmış dört eser vermiştir.

Eserlerinin bir kısmı İstanbul’dadır. Osmanlı ülkesinde damgasını vurmadığı bir köşe yok gibidir. 1588’de İstanbul’da vefat eden Mimar Sinan, Süleymaniye Camiinin yanında kendi yaptığı mütevazi ve sade türbeye defnedildi. Mimar Sinan’ın Başmimarlığa getirildiği dönemde Osmanlı Cihan Devleti, bir Türk-İslam devleti olarak ekonomisi, müesseseleri, adaleti ve sosyal yapı bakımından dünyanın en güçlü devletiydi. Böyle kudretli bir devletin güçlü bir sanatçısı olan Sinan da yaklaşık elli senelik mimarlık döneminde kendisine düşen vazifeyi hakkıyla yerine getirdi. Mimari dehası yanında güçlü organizasyon ve disiplin kabiliyetiyle o günlerde dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir hassa mimarları teşkilatı geliştirildi. Bu

teşkilat, Sinan’dan itibaren, devletin her tarafına İstanbul’un mimari kaidelerini götürdü. Sarayda, mimarinin her alanında atölyeler kurdu. Bu atölyeleri Mimarbaşı, Hattatbaşı, Doğancıbaşı gibi büyük devlet memurları yönetti. Bu atölyelerde Sultanahmed Camiini yapan Sedefkar Ahmed Ağa ve Davud Ağa gibi mimarlar yetişti. Sinan, Selçuklu dönemi yapılarını, dekoratif anlamdaki taş işçiliğini çok yakından bilmesine rağmen, eskiyi körü körüne taklit etmekten çok, kendi sentezlerine değer verip uyguladı. Bu sebeple eserlerindeki süsleme, yalnızca mukarnaslar ve kapı kenar motifleri üzerinde yoğunluk kazandı. Kullandığı malzeme yeknesak, ağır başlı ve sade bir anlatım içinde kaldı. Yine Selçuklu dönemiyle İran ve Arap mimarilerinde çok rastlanan dekoratif seramik malzemelerine özellikle dış cephelerde hiç yer vermedi.

Konstrüksiyon araştırmalarının üzerinde durup her eserinde ayrı bir sistem analizine yöneldi. Kare prizma üzerine yarım kürenin çeşitli varyantlarını tek tek denedi. Statik endişeden kaynaklanan kalın taşıyıcı duvarların kesitlerini inceltip, yapıda modül sistemini kullandı. Farklı renk ve dokuda çeşitli malzemeler kullanmak yerine, aynı malzemeyle ışık gölge oyunlarına tabi tutarak çeşitli zenginlikler ortaya koydu. Bu amaçla düzlemden eğri yüzeylere geçerken uygulamaya koyduğu mukarnaslar, kapı çevrelerinde yer verdiği sade taş bordürleri sık sık kullanırdı. mekan içinde özellikle konstrüksiyona yönelik yapı elemanlarını belirleyici bir malzeme kullanımına gidip, sadece dekoratif bir görüntü elde etme gayesine yönelik malzeme kullanımına ihtiyaç duymadı.

Kubbenin beden duvarına oturuşunda veya cephe kuruluşunda eskinin masif ve boşluksuz anlayışını tamamen değiştirdi. Geliştirdiği teknik çözümlerle bu noktalarda birbirini takip eden diziler halinde pencere boşlukları meydana getirip, iç mekanın ferah, aydınlık olmasına itina gösterdi. Kullanılan pencerelerde işin önemine göre alçı çerçeve içinde renkli cam uygulamalarına yer verdi. Hiçbir zaman fonksiyon dışında bir malzeme kullanımına gitmedi. Bu özelliğiyle yapı elemanları bina bütününde birbirlerini tamamlayarak gelişti ve yapı, onu taçlandıran, adeta boşlukta yüzer görünümündeki bir kubbe ile noktalandı.

Sinan, her mimari eseri kendine has bir biçimle ele almak, yapıda form ve konstrüksiyon beraberliğini kurmak, dış mekan ve kuruluşunun iç mekana bütünlük kazanmasını sağlamak, mevcut teknolojik imkan ve malzeme denemelerinin üstünde, onları kendi istekleri doğrultusunda kullanmayı bilmek, akılcı ve sade bir malzeme kullanma anlayışına sahip olmak gibi günümüzde de geçerli mimarlık prensiplerini bundan dört asır önce eserleriyle ortaya koydu. Bu sebeple daima sanatı ile asırlar ötesi bir mimari deha olarak anıldı ve anılacaktır.

Her bakımdan parlak bir devirde yetişen Mimar Sinan, Osmanlı mimarisinin zirvesini temsil eder. Mustafa Sa’i’nin hazırladığı Tezkiret-ül-Ebniye kitabında yazılı üç yüz altmış dört eseri bildirilmektedir: Bunlar içerisinde bulunan camiler;

Camiler

1. İstanbul Süleymaniye Camii,
2. İstanbul Şehzadebaşı Camii,
3. Haseki Hürrem Camii,
4. Mihrimah Sultan Camii (Edirnekapı’da),
5. Osman Şah Validesi Camii (Aksaray’da),
6. Sultan Bayezid Kızı Camii (Yenibahçe’de),
7. Ahmed Paşa Camii (Topkapı’da),
8. Rüstem Paşa Camii (Tahtakale’de),
9. Mehmed Paşa (Sokullu) Camii (Kadırga Limanında),
10. İbrahim Paşa Camii (Silivrikapı’da),
11. Bali Paşa Camii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,
12. Hacı Evhad Camii (Yedikule yakınında),
13. Kazasker Abdurrahman Çelebi Camii (Molla Gürani’de),
14. Mahmud Ağa Camii (Ahırkapı yakınında),
15. Odabaşı Camii (Yenikapı yakınında),
16. Hoca Hüsrev Camii (Kocamustafapaşa’da),
17. Hamami Hatun Camii (Sulumanastır’da),
18. Defterdar Süleyman Çelebi Camii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),
19. Ferruh kethüda Camii (Balat Kapısı içinde), 20) Yunus Bey Camii (Balat’ta),
21. Hürrem Çavuş Camii (Yenibahçe yakınında),
22. Sinan Ağa Camii (Kadı Çeşmesi yakınında),
23. Ahi Çelebi Camii (İzmir İskelesi yakınında),
24. Süleyman Subaşı Camii (Unkapanı’nda),
25. Zal Mahmud Paşa Camii (Eyüp’te),
26. Nişancı Paşa Camii (Eyüp’te),
27. Şah Sultan Camii (Eyüp’te),
28. Emir Buhari Camii (Edirnekapı dışında),
29. Merkez Efendi Camii (Yenikapı dışında),
30. Çavuşbaşı Camii (Sütlüce’de),
31. Turşucuzade Hüseyin Çelebi Camii (Kiremitlik’te),
32. Kasım Paşa Camii (Tersane yakınında),
33. Sokullu Mehmed Paşa Camii (Azapkapısı’nda),
34. Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),
35. Muhiddin Çelebi Camii (Tophane’de),
36. Molla Çelebi Camii (Tophane Beşiktaş arasında),
37. Ebü’l-Fazl Camii (Tophane üstünde),
38. Şehzade Cihangir Camii (Tophane’de),
39. Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),
40. Mihrimah Sultan Camii (Üsküdar’da, iskelede),
41. Eski Valide Camii (Üsküdar’da),
42. Şemsi Ahmed Paşa Camii (Üsküdar’da),
43. İskender Paşa Camii (Kanlıca’da),
44. Çoban Mustafa Paşa Camii (Geğbüze’de),
45. Pertev Paşa Camii (İzmit’te),
46. Rüstem Paşa Camii (Sapanca’da),
47. Rüstem Paşa Camii (Samanlı’da),
48. Mustafa Paşa Camii (Bolu’da),
49. Ferhad Paşa Camii (Bolu’da),
50. Mehmed Bey Camii (İzmit’te),
51. Osman Paşa Camii (Kayseri’de),
52. Hacı Paşa Camii (Kayseri’de),
53. Cenabi Ahmed Paşa Camii (Ankara’da),
54. Lala Mustafa Paşa Camii (Erzurum’da),
55. Sultan Alaeddin Selçuki Camiinin (Çorum’da) yenilenmesi,
56. Abdüsselam Camiinin (İzmit’te) yenilenmesi,
57. Kiliseden dönme Eski Caminin (İznik’te) Sultan Süleyman tarafından yeniden yaptırılması,
58. Hüsreviye (Hüsrev Paşa) Camii (Haleb’de),
59. Sultan Murad Camii (Manisa’da),
60. Orhan Camiinin (Kütahya’da) yenilenmesi,
61. Kabe-i şerifin kubbelerinin tamiri,
62. Hüseyin Paşa Camii (Kütahya’da),
63. Rüstem Paşa Camii (Bolvadin’de),
64. Sultan Selim Camii (Karapınar’da),
65. Sultan Süleyman Camii (Şam, Gök Meydanda),
66. Sultan Selim Camii (Edirne’de),
67. Taşlık Camii (Mahmud Paşa için, Edirne’de),
68. Defterdar Mustafa Çelebi Camii (Edirne’de),
69. Haseki Sultan Camii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),
70. Semiz Ali Paşa Camii (Babaeski’de),
71. Sokullu Mehmed Paşa Camii (Hafsa’da, Trakya),
72. Sokullu Mehmed Paşa Camii (Burgaz’da),
73. Semiz Ali Paşa Camii (Ereğli’de),
74. Bosnalı Mehmed Paşa Camii (Sofya’da),
75. Sofu Mehmed Paşa Camii (Hersek’te),
76. Ferhad Paşa Camii (Çatalca’da),
77. Maktul Mustafa Paşa Camii (Budin’de),
78. Firdevs Bey Camii (Isparta’da),
79. Memi Kethuda Camii (Ulaşlı’da),
80. Tatar Han Camii (Kırım, Gözleve’de),
81. Rüstem Paşa Camii (Rodoscuk’ta),
82. Vezir Osman Paşa Camii (Tırhala’da),
83. Rüstem Kethüdası Mehmed Bey Camii (Tırhala’da),
84. Mesih Mehmed Paşa Camii (Yenibahçe’de).

Son eklenenler

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç